Düzenli yazabilmek müthiş bir zaman yönetimi, öz disiplin istiyor. Yazdıkça yazası; yazmadıkça yazmayası geliyor insanın...
Her günün bin meselesi arasından yazmaya zaman ayırmak zorlaşıyor.
Yıkanacak,asılacak, ütülenecek çamaşırlar; pişirilecek yemekler; alınacaklar; götürülecekler; getirilecekler bitip de kendi kendinle kaldığında söyleyecek bir sürü şey olduğunu biliyor ama iki kelimeyi art arda getirecek enerjiyi bulamıyorsun bazen.
Ama yazmayınca da düşünceler toza dönüyor; parmaklarının arasından akıp gidiyor.
Akıp gitmesin diye düşünceler...
Yazmak lazım... Avaz avaz şarkı da söylemek lazım
iletişim, halkla ilişkiler, hedef kitle, şirket-müşteri ilişkileri, kurumsal yayın, basın ilişkileri konularında ondört yıllık tecrübe + yüksek lisans eğitimi sırasında pekişen bilgiler + merak, okuma ve gözlem tutkusunun tetikledikleri... hepsi burada, hepsi ve fazlası :-)
yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Haziran 2016 Çarşamba
30 Eylül 2012 Pazar
Parantez Karşıtı mısınız? Antiparantez nereden çıktı o zaman?
Cuma dersteyiz. Haftanın son günü, akşamın bir saati, herkes yorgun aslında ama ders keyifli; konu ilginç, hoca enerjik... Bir ilaç fırmasında yönetici pozisyonunda çalışan, 20'li yaşlarının sonlarında duran genç kızımız, ağzını açıyor ve "antiparantez" kelimesi duyuluyor.
"Parantez içinde" anlamına gelen antrparantezin yanlış telaffuz edilmesi vakası ile karşı karşıyayız...
Eşortman, kareografi, dekarasyon, promasyon, dinazor...
Özellikle de yabancı dilden dilimize geçmiş kelimelerde sıkça karşılaştığımız bir durum.
Okumayan ve yazmayan bir toplum oluşumuzun bir kanıtı adeta. Biraz okusak doğru yazılışlarını göreceğiz... Yazsak - ama gerçekten yazsak - sözlük, yazım kılavuzu kullanacak, öğreneceğiz.
"Parantez içinde" anlamına gelen antrparantezin yanlış telaffuz edilmesi vakası ile karşı karşıyayız...
Eşortman, kareografi, dekarasyon, promasyon, dinazor...
Özellikle de yabancı dilden dilimize geçmiş kelimelerde sıkça karşılaştığımız bir durum.
Okumayan ve yazmayan bir toplum oluşumuzun bir kanıtı adeta. Biraz okusak doğru yazılışlarını göreceğiz... Yazsak - ama gerçekten yazsak - sözlük, yazım kılavuzu kullanacak, öğreneceğiz.
6 Eylül 2012 Perşembe
İş Güç
"Yaz!" Buyurdu Gurular...
Yazın diyor okuduğum herkes. Makaleler yazın, blog tutun... Hem bildiğinizi sandıklarınızı test etmenin en güzel yolu hem gerçekten öğrenmenizi sağlayan bir metod. Bir konudaki uzmanlığınızı, yetkinliğinizi kanıtlamak için de bire bir. Hele ki günümüz teknolojilerinin sağladığı imkanlarla "bedava" olduğu da düşünülürse. Hadi herkes kalem kağıda, klavye başına.
Yeterince konuştuk, artık yazma zamanı.
"Sadece yazdığınızda ne bildiğinizi keşfedersiniz" demiş Anne Beattie - yazarmış, ben Beckwith'in yalancısıyım, onun What Clients Love: A Field Guide to Growing Your Business (2003) kitabında okudum.
Yazarken bir fikir başka bir fikri tetikler, düşünceler netleşir, parçalar bir bütün haline gelir. Yazmak düşünmektir, yeniden yazmak da yeniden düşünmek.
Yazdıklarınızı okudugunuzda kendinize "bu yazdığım demek istediğimi tam söylüyor mu?" sorusunu sorun. Cevabınız hayırsa tekrar yazın. İkinci denemenizde sadece daha net yazmış olmuyorsunuz, daha net düşünmüş de oluyorsunuz sonuçta.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
