kampanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kampanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2012 Pazartesi

Büyük Türk düşünürü buyurdu: "Tarih hayal edenleri değil..."

Yaklaşık on gündür tüm televizyon kanallarında dönen  ve Ali Ağaoğlu'nun Maslak 1453 projesini anlattığı reklam filmini görmeyen kalmamıştır her halde.
Sinan Çetin'in çektiği reklam filminin açılışında Ali Ağaoğlu'nu şehircilik, mimari  ve sosyoloji alanlarının büyük uzmanı olarak görüyoruz. Reklam fılmı boyunca yalnız ve tek adam olarak portrelenen Ali Ağaoğlu  "Bu değil, bu olmamış, bu sıradan" derken bir yandan kimsenin kendisini anlamadığını da ifade ediyor ve  masa üstünde birikmiş projeleri fırlatıyor. "Çağ atlatmak istediğini, tek amacının insanların mutluluğu olduğunu" belirttikten sonra "istikbal göklerdedir" edasıyla göklere bakan Ağaoğlu reklam filminin sonunda  "kurtarıcı beyaz atlı prens" olarak ormanda görünüyor.  Ardından büyük düşünürün sözlerini duyuyoruz: "Tarih hayal edenleri değil, gerçekleştirenleri yazar" diyor. En son dış ses dünya inşaat sektörü yeni bir çağa giriyor derken projeyle ilgilenecekler için telefon numarası veriliyor.

Sinan Çetin'i tebrik etmek lazım. Ali Ağaoğlu'nu ve Maslak 1453 projesini tüketicinin zihninde muhteşem konumlandırıyor. Kimdir bu Ali Ağaoğlu sorusunu sormaya bile cesaret edemiyorsunuz. O bir uzman, o bir "tek adam", o bir lider, o sizi yüz yıllık uykunuzdan uyandıracak beyaz atlı prens...Kimin nasıl mutlu olacağına karar verme yetisinde, üstelik bunları da kendisi için istemiyor. Tek bir amacı var, insanların mutluluğu...  Kimsenin anlamadığı hayalleri var. Sadece hayal etmekle kalmıyor, hayallerini gerçekleştiriyor da.  Sırf bu yüzden tarihe geçmeyi hak ediyor. O bir Fatih, o bir Mustafa Kemal adeta...

Projenin web sitesinde yer alan tanıtım filminde "Mutluluk hikayenizi anlatma, hikayenizi paylaşma yeteneğidir" yazıyor. Buradan çıkan sonuçsa Sinan Çetin aracılığıyla Ali Ağaoğlu'nun mutlu olduğu. Hikayesini anlatan o, ne de olsa.


3 Eylül 2012 Pazartesi

İş Güç

Gerilla pazarlaması tanımını ilk yapıp, bu pazarlama metoduna isim babalığı yapan Jay Conrad Levinson'un karısı Jeannie ile birlikte yazdığı Guerilla Marketing Remix: The Best of Guerilla Marketing kitabını okuyorum. -araya bir not girmek gerekirse, tatilleri belki en çok bu yüzden seviyorum: okumaya zaman ayırabildiğim için. 15 gün boyunca Seth Godin'in Tribes: We Need You to Lead Us ve Meatball Sundae: Is Your Marketing Out of Sync? kitaplari ile, Arman Kırım'dan, RIP, Bana Bi Akıl Ver Hocam'ı, Harry Beckwith'ten de What Clients Love: A Field Guide to Growing Your Business kitaplarını bitirdim, şimdi de elimde yanda kapak fotoğrafı gözüken kitap var. -
Jay, pazarlama iletişiminin - aslında bence "iletisim" alarının her birinin, ki buna özel hayat ve özel ilişkiler de dahil- altın kuralları arasına, Türkçe'ye bir türlü tam çeviremediğim - bağlılık, sadakat, taahhüt gibi karşılıkları olmasına rağmen- kafamda devam etme kararlılığı olarak anlamlandırdığım COMMITMENT'i koyuyor.

Pazarlama işinde en pahalıya mal olan şeylerden birinin uygulamaya sokulan fikrin yeterli olgunluğa ulaşmadan öldürülmesi olduğunu da belirten Jay, Leo Burnett'in yaratıcılığını yaptığı ünlü Marlboro kampanyasına değiniyor (s. 38-41).

1950'lerin başında satışları 31. sırada olan ve "kadın" sigarası olarak algılanan Marlboro'nun yaklaşık 45 yıl devam eden kampanyasının- Marlboro Country kampanyası- nasıl başladığını anlatan Jay, "Aradan bir yıl geçtikten sonra marka hala 31. sıradaydı, yapılan araştırmalar markanin hala kadınsı algılandığını gösteriyordu. ... Marlboro kampanyasının gerçek kahramanı, birinci günden itibaren kampanyaya sahip çıkan ve pazarlamanın anında sonuç vermediğini bizlere de hatırlatan Philip Morris yönetim kurulu başkanı Joseph Cullman, IV'dir." diyor.

Düşünsenize, birinci yılın sonunda patron "satışlar artmadı, algıda da bir değişiklik yok, yani bu kampanya bir işe yaramıyor, değiştirin" de diyebilirdi... Marlboro bu çok güçlü kampanyayi çöpe atabilirdi... Sigara için ya da içmeyin, popüler ortak bilincimizin bir parçası haline gelen bu kampanya hiç olmayabilirdi. (Amaan, olmayıvereydi canım da diyebilirsiniz tabi.)