Önce hatırlatma:
Bir: Basın mensubuna yaklaşırken onun ne yaptığınn farkında olarak yaklaş (onun birinci önceliği haber yapmak, dolayısyla ne düşman ne sırdaş)
İki: Basın mensubunu ve mecrasını tanı
(biraz araştırma yapmaktan, azıcık okumaktan geçer bunun yolu unutma)
Gelelim günün konusuna, aslında kısaca bahsetmiştim ikinci yazıda: Hikaye anlat. Yalan söyleme, gerçeği çarpıtma, etik davranmaktan uzaklaşma... Sadece haber olmasını istediğin konunun insanların (dolayısıyla gazetecinin ve okurun) ilgisini çekecek, kalbine/ruhuna/aklına dokunacak hale gelmesini sağla.
Mesela Hiitiri Bittiri Lisesi'nin kurumsal iletişimini, halkla ilişkilerini yapıyorsun. Lisenin her sene yurtdışına gönderdiği öğrenciler de sizin için önemli bir konu. Üstelik bu sene yurtdışına toplamda milyonlarca dolar bursla onlarca öğrenci gidiyor. Hazırladığın bültene Hittiri Bittiri Lisesi'nin bu konudaki tecrübesini, yurtdışı üniversitelere yönelik danışmanlık servisinin olduğunu, geçtiğimiz senelerde de mezunlarının önemli bir bölümünü lisans eğitimlerine devam etmek üzere yurtdışındaki en prestijli üniversitelere gönderdiğini yazmak en kestirme yol olacaktır. Bu kestirme yolun sonucunda elde edeceğin sonuçsa emeğine değmeyecektir büyük ihtimalle. Çünkü bu konuda tek değilsiın. Başka pek çok okulun mezunu yurtdışındaki üniversitelerden, belki daha yüksek burslarla kabul almış. Ama okul yönetimi, veliler, öğrenciler bu konunun mutlaka haber olmasını istiyor, üstelik küçücük değil, uzun uzun, mesela prestijli gazetelerden birinin haftasonu ekinde çıkmasını hayal ediyorlar.
O zaman izleyebileceğin yollardan biri burs alan çocuklarınızdan en ilginç hikayesi olanı (en çok burs alanı, en çok üniversiteden kabul alanı, tırnaklarıyla kazıyarak bu başarıya ulaşanı, yeteneğiyle farklılaşanı gibi listeyi uzatmak mümkün) ön plana çıkartmak; onun hikayesini anlatmak, onun hikayesini anlatırken basın bültenine koymayı planladığınız bütün bilgileri de bir şekilde hikayeye yedirmek olmalıdır.
Bir başka yol, aklında üniversite okumak için yurtdışına nasıl gidebilirim sorusu olanlara yol gösterici olmak üzere kurumunuzda konunun uzmanı olan kişiden bilgilendirici bir yazı almaktır. Ne zaman başvurmak gerekir, nelere dikkat etmeli, hangi sınavlara girmeli, bu sınavlara nasıl başvurulur, nerede girilir, ne zaman yapılır bu sınavlar, yurtdışındaki üniversiteleri tercih ederken dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir gibi konuları aydınlığa kavuşturacak bir yazı olmalı bu. Ama unutulmaman gerekir: Yurtdışına gidecek çocuklar arasından her sene farklı bir hikaye çıkarmak mümkün ama ikinci yolu her sene kullanamazsın.
Aynı sıkıntı, sürekli düzenlediğiniz etkinlikler için de geçerli. Etkinliğin kendisi bir, hadi iki sene üstüste haber olur, ama üçüncü seneden itibaren basında alacağı yer giderek küçülür: Her etkinliğin içinden özel bir hikaye çıkarırmaya başladığın güne kadar.
iletişim, halkla ilişkiler, hedef kitle, şirket-müşteri ilişkileri, kurumsal yayın, basın ilişkileri konularında ondört yıllık tecrübe + yüksek lisans eğitimi sırasında pekişen bilgiler + merak, okuma ve gözlem tutkusunun tetikledikleri... hepsi burada, hepsi ve fazlası :-)
basın bülteni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basın bülteni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Eylül 2012 Cuma
13 Eylül 2012 Perşembe
İş Güç
Basınla İlişkiler Konusunda Önemli Birkaç Tüyo
Halkla
İlişkiler profesyoneli yaptığı işte en önemli işbirliğinin basın olduğunu
aklından çıkarmadan hareket etmek zorundadır. Kullanıcıların kendi içeriklerini
yaratabildiği sosyal medyanın yükselişte olduğu ve "bekçilerin kapıları
tuttuğu" geleneksel medyayı zorladığı bugünlerde bile haberinizin
bir gazetede, dergide, radyoda ya da televizyonda yayımlanması daha kısa
sürede, güvenilirliği sosyal medyadan görece daha yüksek olarak daha geniş
kitlelere ulaşmanızı sağlayacaktır.
Daha önceki
bir yazımda basınla ilişki kurarken birbiriyle bıçak sırtı iki noktayı
aklınızdan çıkarmamanızı söylemiştim. Basın mensubu ne düşmanınızdır ne de
sırdaşınız.
Basın
mensubu - muhabir, editör, yayın kurulu üyeleri - çalışanı olduğu mecrayı takip eden
kitleye, o kitlenin keyifle, merakla okuyacağı, seyredeceği, dinleyeceği
habeler sunmak, bu sayede okunurluluğunu dolayısıyla mecrasının satışlarını ve kârlılığını artırmak amacı taşır. (Kendisi de bu sayede değerini artıracaktır)
Muhatabını
tanı
O zaman ilk
yapmanız gereken hem basın mensubunu hem çalıştığı mecrayı yakından tanımak.
(sürekli dönüp geldiğimiz nokta "hedef kitleni tanı" aslında.
Çocukken içgüdüsel olarak bildiğimiz ama sonra zaman zaman unutuverdiğimiz bir
şey hedef kitleni tanı meselesi bir yandan. Hatırlayın çocukken babamıza
farklı, annemize farklı, büyükannelere farklı taleplerle giderdik.)
Herkese aynı
bülteni gönderme
Haber
olmasını istediğin konunun farklı yönleri vardır mutlaka. Her bir yönü öne
çıkaran farklı hikayeler oluşturmak da mümkün. Ne demek bu? Karadeniz'de inşa
edilmesi planlanan bir HES'in hem ekonomik hem sosyal hem ekolojik yönleri
bulunur. Mutlaka bir insan hikayesi de vardır- bir mağdur, bir kahraman, bir
direnişçi, hatta bir aşk hikayesi bile bulunabilir konuyla ilgili.. Evet biraz
zaman ayrımak, biraz emek vermek gerekiyor. Ama seçici davranarak iş yükünü
hafifletmek mümkün. İster konularınızı seçin, ister bülteninizi gönderdiğiniz
basın mensubunu. Ama basın mensubunuzun ve çalıştığı mecranın hangi yöne
meylettiğini mutlaka bilin. (biraz "nabza göre şerbet" dediğimiz şey
değil mi bu?) Haber konunuzu da ona göre şekillendirin. Daha başarılı
olacağınızdan eminim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

